Son Dakika Haberler

TURPUN SIKI-SEYREĞİ

TURPUN SIKI-SEYREĞİ
Okunma : 320 views Yorum Yap

Hatayı ben yapmışım belli ki herkese güvenmekle. Kendim gibi görüp her yüzüme güleni, öyle bir döktüm ki içimi… Bilemedim benim yaşantımı karartan sırlarımın, bir bumerang gibi gelip yüreğimi deşeceğini…

“Babana bile güvenmeyeceksin” sözü çok üzer beni. Anneye, babaya, kardeşe de mi güven kalmadı acaba? Neden böyle söylemişler ki?

Pek çok arkadaş ediniriz   okullarda, sokağımızda, hastane odalarında, askerlik yaparken…En darda olduğumuz zamanlarda en  yakın dostumuz olduğunu düşündüklerimiz koşmaz mı imdadımıza? “Kara gün dostu” sözü boşuna söylenmemiştir bence. Bizi acımasızca eleştiren, yanlışlarımızı yüzümüze söyleyen, düzeltmemiz için yardımcı olanlar da yine en yakın dostlarımız değil midir? “Dost acı söyler ama doğruyu söyler” sözü de uzun deneyimlerin sonucudur.

İyi ama o zaman neden dostlarımıza güvenmeyelim? Ne demek yani “sırrını söyleme dostuna, dostunun da dostu vardır, o da söyler dostuna”? Aklımı kaçıracağım. Dostlarımıza da güvenmeyeceğiz de kime güveneceğiz? Güvenmek istiyorum birine, birilerine…Kendimi boşlukta hissetmemek için…Sığınacak bir liman…

Herkes biraz yalnızdır. En kalabalık olduğu anlarda bile. Herkes ister yaslanacak bir dağ olsun arkasında. Ya da ağlayacak bir omuz. Dosta bu kadar ihtiyaç duyarken nereden uydururlar ki bu sözleri? Neymiş?  Büyük taş yakından gelirmiş…Yok efendim ‘güvendiğim dağlara kar yağmış’ mış. Neden gelsin büyük taşlar en yakınlarımızdan. Çok sevdiğimiz, dostumuz bildiklerimize “sen benim her şeyimsin” veya ” senin için ölürüm” demez miyiz? Benim, ‘her şeyim’ sıfatını yapıştırdığım kişi benim için neden kötülük düşünsün? Benim üzülmemi isteyen, benim dostum olur mu?

Aklımda deli sorular…Saçma belki de ama aklımdan hiç çıkmıyor işte. Birileriyle konuşmaya ihtiyaç duyarız zaman zaman. Şöyle demlesem çayı, yanına mis  kokulu poğaçalar, börekler, kekler…Hemen korkmayın canım, şöyle minik birer parça. “Tatlı yiyelim, tatlı konuşalım” hesabı yani. Çaydan hoşlanmıyor musunuz? O zaman kahve de yaparım ben size. Sade, orta veya şekerli. Nasıl isterseniz öyle. Yanında mutlak çikolata olur. Hani tatlı yiyip tatlı konuşacağız ya…Gelsin en güzel sohbetler, atılsın kahkahalar, dökelim eteklerimizdeki taşı. Hafifleyelim şöyle kuş gibi. Dostlarımızla birlikte. Birbirimize sonsuz güvenle.

Burada konuşulan burada kalsa…

Olmaz mı? Kim sokuyor aramıza nifaktı? Kimin ne çıkarı var toplumun güvensizliğinden? Kimler nemalanır kaostan? Zaten şu pandemi günlerinde uzağız birbirimizden. Şimdi bari anlayalım birbirimizin değerini. Şimdi yeniden kuralım güven ortamını… Çok ihtiyacımız var inanın. Eğrisiyle, doğrusuyla, koşulsuz güvenelim dostlarımıza. “Eğer” diye başlamasın sevgi sözcülerimiz. “Herşeye rağmen” sevelim, güvenelim dostlarımıza. Öyle özlem duyuyorum ki birilerine güvenmeye. Hiç tekil  düşünemiyorum, “dostum” demiyorum hiç, “dostlarım” diyorum. Bir arkadaşımla biraz konuştuk bu konuda. O da epey görmüş geçirmiş biri. Sanırım epeyce darbe de yemiş dostu sandığı kişilerden. Güldü benim sözlerime.  “Turpun sıkından seyreği iyidir, boşver” dedi.  İçimde bir şeyler koptu. Ya doğruysa diye düşünmeden edemiyorum.

Turp ister sık olsun ister seyrek…Güvenmek istiyorum. Gerçek dostlarım olduğuna inanıyorum. Her şeye rağmen…Ne güzel türküdür, ” bin cefalar etsen almam üstüme/ gayet şirin geldi dillerin dostum…

Bakın, ben de sizlerle dertleştim. Dostum bildim sizleri. Güvenebilirim değil mi?

Güveneceğiniz can dostlarınızın olması dileğiyle sağlıcakla kalın dostlar…