Son Dakika Haberler

Yasemin Evren Yazdı: “Benden Söylemesi…”

Yasemin Evren Yazdı: “Benden Söylemesi…”
Okunma : 112 views Yorum Yap

Ne lüzumsuz sorularımız var?-Kızı/ oğlanı evermiyor musun daha?

-Cemile’nin kızı isteyen çocuk

-Nereliymiş?

-Ne iş yaparmış?

-Ailesi zengin miymiş?

-Çulsuz çobana kız mı verilirmiş?

-Nasıl kıymışlar’mış o güzel kıza da o çirkin adama

vermişler’miş?

-(Tam tersi) O yakışıklı çocuk bu çirkin kızı nasıl beğenmiş’miş? Gözü kör müymüş?

-Tabii ya, bulmuş zengin kocayı/kadını, kaçırır mıymış?

-Söz kesilmiş mi?

– Nişan ne zaman, nerede?

-Düğün ne zaman, nerede?

-Bebek var mıymış bebek?

-Suzan’la ayni gün düğünleri olmuş’muş. Suzan dört aylık gebeymiş, sizinki de pek tembel çıkmış’mış.

– Doğumu nerde yapacakmış? Evde mi? Hastanede mi? Normal doğum mu? Sezaryenle mi? Ben beş çocuğu, çatır çatır evde doğurmuş’muşum… tembelmiş zamane kızları tembel…

-Oy maşallah nur topu gibi bir kızımız/oğlumuz olmuş, pek güzelmiş…

-Taze annenin saçına kırmızı taç/ bant takılmış mıymış? Al basmasın’mış sonra…

-Bebeğe kim, ne takmış?

-Bebek odasında neden bir nazar boncuğu yokmuş?

-Bebeğin tüm eşyaları, odası, kız ise pembe, erkek ise mavi renkte miymiş?

-Bebek anneye mi, babaya mı benziyormuş?

-Adını ne koyacaklar merakı:

-“Ölmüş anasının/babasının adını koymamışlar mıymış? Nasıl koymazlarmış? Zamane gençleri de anam pek saygısızlarmış… Çok ayıpmış’mış.

-Yirmi kırkı yapacaklar mıymış oğullarına?

-Yirmi tas banyo suyunun içine yirmi minik taş atılmalıymış

-Kırk annesi kim olacakmış?

– Kırk tas suya, kırk minik taş, gül yaprakları, buğday, altın, gümüş, nazar boncuğu, annenin yüzüğü, en büyük banknot atmışlar mı?

-Kırk annesinin hanesinde sağlık, huzur, mutluluk var mıy’mış?

-Kırk uçurmasına önce anneanneye mi, babaanneye mi gidilecekmiş?

-Bebek anneyi emiyor muymuş?

-Yemeyen çocuğu büyütmek zormuş kardeş, benim kiracının oğlan pek iştahlıymış. Boğum boğummuş ayakları, kolları…

-Maşallah ne uslu bebekmiş. Hacı Gülsüm’ün torun pek edepsizmiş. Durmadan ağlıyormuş

-Geçen zaman belli değil’miş. Anam bu çocuk doğalı daha ne olmuş ki? Nasıl da böyle kısa zamanda büyümüş, güzelleşmiş. Tu tu tu tu maşşallah’mış…

-(Bebek kız ise): Kız doğar, sandık açılır’mış. Çeyize başlamak lâzım’mış.

(Erkek ise): Sünnet yapacaklar mıymış? Ne zaman’mış? Neredey’miş?

-Kreşe mi verecekler, büyükanneler mi bakacak’mış?

-Devlet okullarına mı, koleje mi verecekler’miş?

-Çok akıllı çıkmış çocuk çook, ne güzel okumuş mesleğini eline almış. Aferim çocuğa’ymış…

-Berber Ali’nin oğlan pek haylazmış. Büyük küçük de bilmiyor’muş. Zaten ilkokulu bile bitiremeyecekmiş de, dedesi okula yüklü bir bağış yaptı diye diploma vermişlermiş’miş…

-Eee, maşallah kız/erkek büyümüş, okumuş/okumamış, hayırlısıyla ne zaman everiyormuş’muş’sunuz?

Hoppaaaa! Başa döndük. Kısır bir döngü bu. Bitmeyen sorular… Meraklı bakışlar… Kıskanç bakışlar…

Derin bir nefes al. Kör, sağır, dilsiz olacaksın kardeşim, eğer başın ağrımasın istiyorsan…

Benden söylemesi…