Son Dakika Haberler

SEVGİLİLER GÜNÜNDE BİR ÖZÜR BORCUMUZ VAR DOĞAYA

SEVGİLİLER GÜNÜNDE BİR ÖZÜR BORCUMUZ VAR DOĞAYA
Okunma : 130 views Yorum Yap

Ve renksizleşti dünya. Küstü yeşil; yaprağa, çimene, askerimin üniformasına, zeytine, eriğe, bibere… “Muradınız olmayacağım” dedi, süslemedi rüyalarımızı. Kırmızının kan döküldü gözünden; bayrağa, gelinlerin kınasına, lohusa annenin başındaki kurdeleye, gonca güle, çileğe, elmaya, domatese…Hüzünlendi sarı, sitem etti; güneşe,nergise, çiğdeme, papatyanın göbeğine… Yasa girdi siyah, karalar bağladı; askerim şehit olunca, kadınlar hunharca öldürülünce, minicik çocuklar taciz ve tecavüze uğrayınca. Unutuldu sevgililer günü. Kan akarken gözlerden yüreklere, sahte kaldı göstermelik sevgiler. Salgın kırarken insanlığı karardı dünya. “Umudunuzu kesin benden” dedi mavi; gökler bulutlandı, dalgalandı denizler. Mutluluğun rengiydi oysa mor; şimdi suçluluk duygusuyla kavrulanların suratları morardı.
Pamuk bulutlar artık gri, hüzünlü, ağlamaklı. Gelinlikler kırlmış, kırık beyazmış, “moda” uydurmasıyla. Beyaz, hastanelere çarşaf olmuş, nevresim olmuş, kefeni anımsatan. Kar da eskisi kadar gönüllü değil yağmaya, neye alınıp gücendiyse artık. Kahve nasıl dertli bir bilseniz; ‘dostluklar eskisi gibi ömürlük değil’ diye. Mis kokusunu saklıyor bizden, eskisi gibi değil, rengi de bir tuhaf, sürekli değişiyor. Bir yanıp kavruluyor, bir bomboz oluyor nefritli hastalar gibi. Kırk yıl hatırı kalmadığı için.

Doğayı katlettiniz diye kızgınlar bize renkler. Toprağın yapısını bozduk diye, yapay gübre ile, zirai ilaçlarla, hormonla canına okuduğumuz için kırgınlar. Ağaçları kestiğimiz, yaktığımız için, tarihî eserleri yıktığımız, sahip çıkamadığınız için öfkeliler. Köylerimizi okulsuz, öğretmensiz, doktorsuz, hemşiresiz, ebesiz bıraktığımız için suçluyorlar hepimizi.
Duyarlı olamadığımız için hayvanlara. Bencilce tüketirken doğayı, aç kalan, üşüyen hayvanlar bize küskün, kahırlı. Paylaşmadığımiz için bir lokma ekmeğimizi, ölüme terkettiğimiz için dargin bize, kürt, kuş, kedi, köpek, börtü, böcek. Suyun değerini bilmediğimiz için, insan olduğumuzu unutup insana kıydığımız için sanki öç alıyorlar kendilerince. Manevî değerlerimizi, sevgimizi, saygımızı yitirdiğimiz için acıyorlar belki. Nedenini bilemem. Belki biri, belki hepsi canlarını sıkan. Her neyse ne… Sonuç; renkler bize küskün, kırgın, öfkeli, sitemli. Doğa bize küskün ağacıyla, çiçeğiyle, hayvanıyla. Bir an önce silkelenmeliyiz, uyanmalıyız şu gaflet uykusundan. Kurtulmalıyız dalaletten (sapıklık, sapkınlık), cehaletten. Ve arınmalıyız içimizdeki hıyanetten. Sevgiyle dolmalı yüreklerimiz. Ülkeyi, halkı, doğayı, bayrağı sevmeli en önce. Sahip çıkmalıyız Cumhuriyet’e, özgürlüğümüze, bayrağımıza, vatandaşlık haklarımıza. Sorumluluk bilincimizi geliştirmeliyiz ki aksatmayalım görevlerimizi. Kurallara uyalım yaşamın her yerinde, karışmasın ortalık. Hangi makamda olursak olalım, sadece insan olduğumuzu hatırlayalım ki son bulsun torpil, rüşvet, yolsuzluk. Aldığımız en ufak payede kabarmasın koltuklarımız, küçümsemeyelim çevremizi. Utansın atalarımız, “birini tanımak istiyorsan mevki sahibi yap” dedikleri için. Herkesin sofrasında olsun en tepedekilerin sofrasında olanlar. Yasalar kocamanlara da aynı cezayı versin benimle aynı suçu işlediklerinde. Kalksın artık “hamilî kart”lar, iki satır yazıyla yapılmasın atamalar, görevlendirmeler. Bir çocuğun adaletiyle yönetilsin ülkeler. Bir çocuğun masumiyetiyle sarılsın kollar. Özlemlerimiz bu kadar çok ve büyük olmasın. Empati sözcüğünün anlamını bilsin herkes, büyük, küçük, ve uygulasın. Belki o zaman affeder bizi renkler. Geçer kızgınlıkları, yatışır öfkeleri. Kırgınlıkları son bulur. Ağlamaz bulutlar, yine pamuk pamuk kümelenirler. Yeşil muradımız olur, düşlerimizde. Doğa canlanır, her canlı rengine bürünür iç rahatlığıyla. Kan akmaz gözlerden. Çiçekler kâh sarı, kah kırmızı, kâh beyaz, kâh mor. Açar rengârenk, süslerler doğayı. Hayvanlar minnetle bakar gözlerimize. Bir özür borcumuz var doğaya. Sadece bir özür. Ve yeniden ‘insan olmaya bir söz vermemiz gerek. O zaman oturacak taşlar yerine. Dinecek ağıtlar, göz yaşları. O zaman yaşanır olacak dünya…